“Dolu şarjla ne kadar gidiyor?”, “Kaç paralık elektrik yakıyor birader?”, “Şarj bitmek üzereyken performansta bir azalma oluyor mu?” gibi sorularla sıkça karşılaştım  Zoe’yle geçirdiğim zaman içinde… Otomobilin etrafa garip gelmesi çok doğal çünkü otomobillerle kafayı bozmuş biri olarak bana bile biraz tuhaf geldi. Aslında bu ilk elektrikli otomobil tecrübem değildi ancak bir elektrikliyi daha önce bu kadar uzun süre kullanmamıştım. Otomobilin start düğmesine bastığınızda herhangi bir ses gelmemesi, içten yanmalı motor sesi olmadan ilerlemek ve şarj göstergesine göre rotanızı belirlemek farklı bir sürüş deneyimi sunuyor…

Zoe, Renault’nun 4-5 yıl önce yaptığı elektrikli otomobil hamlesinin ilk ürünlerinden.. O  yıllarda Fluence Z.E, Kangoo Express Z.E, bir quadricycle olan Twizy ve Zoe ile bir elektrikli otomobil model gamı yaratan Renault bu işe yaptığı yatırımı ve elektrikli otomobili halka indirme çabasını açıkça gösteriyordu. Şimdilerde elektrikli otomobil denilince gerek yaptığı yatırımlar gerek Model S gibi dikkat çekici modelleri sayesinde akıllara gelen ilk gelen marka Tesla olsa da Renault’nun da bu konudaki çalışmaları yadsınamaz.

ZOE’yi detaylıca anlatmaya başlayayım,

Clio 3 ve Modus’ta kullanılan platformun üzerinde geliştirilen Zoe ilk olarak 2012 yılında Cenevre Otomobil Fuarında lanse edildi ve 2013 yılında piyasaya sürüldü. Piyasaya çıkışının üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen yüzü pek eskimeyen otomobil özellikle bu mavi rengiyle hala bakışları üzerine çekebiliyor. Test aracım olan Zoe 2014 modeldi ve 41 bin kilometre yol yapmıştı. Bu sebeple yazımda birazda olsa Zoe’nin 40 bin km sonra nasıl hissettirdiğine de değineceğim.

Otomobilin iç mekanı her ne kadar bazı noktalarda ayrışsada Clio 4 ile oldukça benzer. B-segmenti bir otomobil olan Zoe’nin kabininde her yerde sert plastik kullanılmış, yumuşak dokulu bir malzemeye rastlamıyorsunuz. Segmentine göre geniş boyutları ve kullanılan açık renkler sayesinde yaşam alanı ferah. 41 bin km boyunca pek kibar kullanılmadığını tahmin ettiğim test aracımın iç mekanından trim sesleri gelse de iç malzemelerinde -beyaz trimler dahil- herhangi bir aşınma yada yıpranma yok.

Batarya otomobilin zemininde yani koltukların altında konumlandırılmış. Bu yüzden sürüş pozisyonu baya yüksek hatta otomobile ilk oturduğumda kendimi crossover kullanıyormuş gibi hissettim. Ayrıca koltuğun yükseklik ayarı da yok. Ama koltuklar öyle güzel konumlandırılmış ki hiçbir zaman yükseklik ayarını aramadım. Ayrıca yüksek sürüş pozisyonunun bir diğer avantajı ise şehir içinde harika bir görüş açısı sunması…

Ön konsolda aktif parfüm difüzörü yer alıyor. İçindeki koku kapsüllerini eskidikten sonra servisten temin edebiliyorsunuz. Renault Take Care paketi altında satılan bu özelliğin yanında ayrıca hava iyonizeri ve hava kirliliği kaptörüde yer alıyor. Bana ilginç gelen detaylardan biride R-Link’ten dışarıdaki hava kalitesini görebilmeniz.

TFT ekranlı göstergeleri çok beğendim. Rahat anlaşılır olan gösterge panelinde şarj durumunuzu ve menzilinizi görebiliyorsunuz. Gösterge panelinin yanındaki tuşa bastığınızda farklı temalar arası geçiş yapabiliyorsunuz.

R-Link dokunmatik ekrandan etrafınızdaki şarj istasyonlarını görebiliyor ve ön iklimlendirmeyi ayarlayabiliyorsunuz. Ekranla ilgili tek can sıkıcı nokta, dokunmatik algısının zayıf olması. Müzik sisteminin sürücü kontrol kumandası bir Renault klasiği olarak direksiyonun arkasında. Otomobilde sesli komut özelliğine yer verilmiş ancak pek başarılı değil çoğu zaman dediklerinizi algılayamıyor.

Eşya gözleri bakımından fena sayılmaz. Vites kolunun önündeki göz yeterli; kapı içi cepler gayet büyük, torpidonun iç hacmi de yeterli. Bu kadar konfor ve dinlendiricilik üzerine tasarlanmış bir iç mekanda kol dayama sunulmaması önemli bir dezavantaj.

Arka tarafta sunulan yaşam alanı oldukça iyi. B-segmenti olduğunu düşününce size arka yaşam alanı konusunda sürprizler yaşatan Zoe’de diz mesafesi ve yüksek tavan sayesinde baş mesafesi de gayet iyi.

338 litrelik bagaj hacmi B-segmenti için oldukça iyi bir değer. Ancak bagajda sürekli bir kablo taşımanız gerektiğini unutmamalısınız.

Anahtarsız giriş ve çalıştırma özelliği daha önce testini yaptığım Renault modellerindede beğenimi kazanmıştı. Zoe’deki sistemde gayet iyi çalışıyor. Otomobile yaklaştığınızda kapılar açılıyor uzaklaştığınızda otomatik olarak kitleniyor. Anahtarı cebine koy ve unut 😀

Zoe’nin sürüşünden bahsetme zamanı;

Şimdiiiii… Bu kısım Zoe’nin en çok farklılaştığı nokta. Çünkü daha yola çıkmadan bazı şeyler ilginç gelmeye başlıyor. Otomobili ilk defa çalıştırdığımda elektromotorun çalıştığını göstergedeki ”Ready” yazısından gördükten sonra anladım. Eğer otomobile alışkın değilseniz rölantide çalıştığını sadece sesle anlamanız çok zor. Zoe çok rahat bir sürüş deneyimi sunuyor. Herhangi bir içten yanmalı motor sesi olmaması yüzünden sürüş esnasında sadece bir miktar yol ve 90-95 km/h’den itibarende rüzgar sesi duyuyorsunuz. Elektromotorun her an ayağınızın altında hazır olan 220 Nm torku sayesinde yeterince atak bir otomobil. –Bataryaları yüzünden 1428 kg’lık ağırlığına rağmen- 13.5 saniyelik 0-100 değeri pek iddialı görünmesede; 4 sn’lik 0-50 km/h hızlanması olduğundan daha güçlüymüş gibi hissettiriyor.  – Ama sadece 50 km/h’ye kadar sonrasında birşey beklemeyin – 141 km/h’lik kısıtlanmış maksimum hız verisi otobanda sol şeritte fazla kalamayacağınızı gösterir nitelikte.

290 kg ağırlığındaki -12 modüllü ve 192 hücreli- bataryalar otomobilin zemininde orta kısma doğru yerleştirildiği için ağırlık merkezini ortaya ve aşağıya çekmiş. Buda önden motorlu ağırlığının büyük kısmı öne doğru olan normal otomobillere göre yol tutuş konusunda ciddi bir avantaj. 205/45/17 Michelin Primacy 3 lastikler üzerinde yürüyen Zoe dengeli bir otomobil. Test aracımın 41  bin km yapmış lastiklerine rağmen hızlı girilen virajlarda otomobil son derece stabildi. Limitleri B-segmenti bir otomobile göre son derece yüksek. Yumuşak süspansiyonlarına rağmen virajlarda fazla yana yatma eğilimi yok. ESP saçma bir hareket yapmadığınız sürece kolay kolay devreye girmiyor. Otomobilin direksiyonu şehir içi odaklı ayarlanmış. Oldukça yumuşak olan direksiyon sistemi hissiz ve direktliği zayıf.

Otomobilin konfor seviyesini beğendim. Az önce belirttiğim gibi Zoe yumuşak süspansiyonlara sahip. Şehir içinde birçok darbeyi rahatça emiyor, bazen büyük darbelerde süspansiyon sesi biraz fazla gelse de genel anlamda darbe emişi ve konfor seviyesi başarılı bir otomobil.

Elektromotorun 88 hp gücü tek ileri otomatik şanzıman vasıtasıyla ön tekerleklere aktarılıyor. Aslında buna şanzıman demek bir nebze yanlış. Bir şanzımandan ziyade motordan gelen gücü tekerleklere ileten bir redüktör.

Otomobilin dikkat çeken özelliklerden biride rejeneratif fren sistemi. Sistem ayağınızı gazdan çektiğiniz anda hafif bir şekilde frenleme yaparak otomobili yavaşlatıyor. Bu sayede otomobilin kinetik enerjisinden toplanan elektrik bir jeneratör gibi bataryayı tekrar şarj ediyor. Bataryayı şarj ettiğini göstergeden görebiliyorsunuz. Sisteme etkin bir şekilde alışınca Zoe’nin menzilini rotanıza göre 20-30 km kadar arttırmak mümkün. Normal frenlemelerde hem bu sistem hemde balata-disk ikilisi ortak devreye girdiği için otomobilin frenleme kuvveti gayet iyi.

Sadece rejeneratif fren sistemi değil ECO modu da motor ve klima performansını azaltarak menzilinizi arttırmanıza baya yardımcı oluyor. Bu modda oldukça hissiz bir hale gelen gaz pedalına sertçe bastığınızda otomobil anlık olarak ECO moddan çıkıyor ve sorun yaşamadan hızlanabiliyorsunuz.

Zoe’de özellikle kış aylarında kesinlikle ön ısıtmayı kullanmak lazım. Çünkü kaloriferi açtığınızda menziliniz bir miktar azaltıyor. Şarj esnasında ön ısıtma yaparsanız menziliniz etkilenmiyor.

Gelelim Zoe’yle ilgili en merak edilen konulara…

Biliyorsunuz ülkemizde elektrikli otomobiller pek tercih edilmiyor. Bunun başlıca sebepleri bir tam şarjla gidebildikleri menzilin az oluşu, şarj istasyonlarının her yerde olmaması ve Renault’nun Z.E modellerinde istediği aylık batarya kirası vb. sebepler diye uzar gider. Fakat burada bazı konulara açıklık getirmek istiyorum. 

-Arabaya o kadar para verecem bide üstüne aylık pil kirası mı ödeyecem hemşerim?

Evet ödeyeceksiniz. 😀 Renault, ZOE’yi bataryalarıyla birlikte satmıyor. Bataryayı size kiralıyor. Firmanın söylediklerinden yola çıkarak kabaca anlatayım. Zoe’nin üstündeki bataryalar oldukça pahalı, batarya fiyatı neredeyse otomobilin yarı fiyatına eşit. Eğer size otomobili bataryayla birlikte satsalar otomobilin fiyatı iyice artacak ve eşdeğer bir içten yanmalı otomobile göre fiyatı epey yüksek kalacak. Bu durumu önlemek için böyle bir yol izlenmiş. – 2014 yılında sıfırı için istenen 66.500 TL’lik Türkiye satış fiyatı ve şu anki Avrupa fiyatlarına göre konuşuyorum.-

-E ben belki aylık kirayla falan uğraşmak istemiyorum fiyatı ne kadar artarsa artsın direk pille beraber satın alacağım?

Maalesef öyle bir hakkınız yok. Aslında bu durum başta olumsuz gibi görünse de hiçte öyle değil. Peki neden? Örneğin otomobili aldınız ve bataryayı kiraladınız, 3 yıl sonra bataryanın menzili önceki yıllara göre iyice azalmaya başladı. Bu durumla ilgili Renault’ya başvurduğunuzda bataryanızı kontrol ediyorlar. Eğer bataryanızın verimliliği %80’in altına düştüyse Renault direkt bataryanızı ücretsiz olarak değiştiriyor. Unutmayın, eğer siz bataryayı satın almış olsanız ve batarya belli bir süre sonra verimliliğini kaybetse tekrardan sağlam bir batarya parası ödemek zorunda kalacaktınız.

Bu arada şunu da belirteyim otomobilde bakım ve TÜVTÜRK muayenesi masrafı yok.

-Otomobili satınca batarya kirası ne oluyor peki?

Bir sıkıntı yaşamazsınız. Çünkü sadece aracı satıyor olacaksınız. Satış durumunda Renault, pil kiralama sözleşmenizi fesh ediyor. Aracı 2.el olarak satın alan kişinin Renault’yla yeni bir kiralama sözleşmesi yapması gerekli.

-Pilin kirası ne?

Fiyatlar aylık 59 Euro’dan başlıyor. Yaptığınız yıllık km’ye göre aylık batarya kirası değişiyor. 

-Tam şarjla ne kadar gidiyor?

Zoe’nin NEDC (Yeni Avrupa Sürüş Döngüsü) verilerine göre menzili 17 inç jantlı modelde 195, 16 inçli jantlı modelde ise 210 km. Fakat NEDC maalesef hiç gerçekçi bir test değil. Renault günlük kullanımda menzilinizin hava şartlarına göre 100-150 km arasında değişeceğini söylüyor. Benim 2014 model, 41 bin kilometredeki test aracımda tek şarjla ECO mod açık sakin kullanımlarda en fazla 120 km, biraz daha performanslı kullanımlarda ise 100 km gidebildim.

-Ne kadar zamanda şarj oluyor?

Normal 220V yani evdeki elektrik prizinden 9 saatte şarj oluyor. Renault bayilerindeki ve AVM’lerdeki 32 A trifaze şarj istasyonlarından ise 1-1.5 saatte %100 şarj oluyor.

-Fiyatı nedir ZOE’nin?

ZOE’nin şu anda ülkemizde satışı yok. 2017 model ZOE’lerin kesin olmamakla birlikte Mayıs ayında Türkiye’ye geleceği söyleniyor. Bu arada yeni ZOE’de görünüm anlamında çok çok ufak farklılıklar olsa da diğer konularda ciddi gelişmeler var. 2017 ZOE ZE 40’ın menzili NEDC verilerine göre 400, normal kullanım verilerine göre 300 km’ye ulaşmış. Benim test ettiğim 2014 ZOE’de 22 kWh kapasiteli olan pil 2017 ZOE ZE 40’ta 41 kWh kapasiteye sahip. Şarj süresinde de ciddi azalmalar olduğu söylenen otomobili Renault, LG Chem firması ile birlikte geliştirmiş.

Renault ERMAT Plaza’ya teşekkürler.

2 thoughts on “TEST – Renault ZOE

  1. Bu tip arabalar yakıttan tasarruf sundukları için tüketicinin yapacağı kara ortak olmak istiyorlar. Rekabet güçleri olduğuna inandıkları için daha fazla kar etmek istiyorlar eskiden pil parası adı altında arabanın satışından sonrada sizden para talep ediyorlardı. Şimdi ise sizin muhtemelen 10 yıl içinde yakıttan yapacağınız karı sizden peşin olarak istiyorlar. Bu arabanın satış fiyatı 220 binden aşağı değil. Mantıklı değil. Bu ekonomik krizde, Türkiye’nin bu kadar zor durumda olduğu bir zamanda Fransa’da üretilmiş araba alarak bütün parayı ecnebiye vermeye gerek yok. Yerli üretim dizel ikini el araç en mantıklısı. Yani bir çok kişi yakın yol gidiyorsa ayık 300-400 lira yakıt ücreti ödüyor. Bunda eski usul olsa 360 TL pil kirası var. Bir de üstüne elektirik parası ödeyeceksiniz. Şimdi pil kiralamıyorsunuz, bunun yerine peşin olarak karınızı firmaya veriyorsunuz. Arabanın bakım masrafı az ama pili satın aldığınız için eskiyince çok yüklü bir maliyet çıkacaktır. Astarı yüzünden pahalıya çıkıyor. Şu anda rekabet olmadığı için fiyatlar abartılı bence.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir